Libertarias ve Notlar Yazdır

Libertarias'ı kendi içimizde(n) yansıtırken olaylar; tanrı katındaki fahişeler yani bir beden satımı olarak değil de ruh satımı olarak kendini olumsuzlayanlar ile bir yer-zaman sağlar ve haklı-yıkım/devrim rahibelerin evine girerek buradan beden satım alanı olan genel-eve doğru akar...

 

Beden ve ruh ikiliği, kilise ve genel-ev dolayımında sembolik olarak varlığını sürdürmeye koşullamışsa da kendini, seks orucuna giren bir rahibenin aynı zamanda bedensel hazzın işlevini de engellemesiyle bedene de bir tahakküm uygular.

 

Genel-ev dolayımında ise seksin otomatik bir git-gel olarak algılatılmaya çalışılması yoluyla tinsel dolayımın sanki seks sürecinde şöyle ya da böyle askıya alınması mümkünmüş gibi gösterilmesi ve kadının bir şey hissetmemeye olan duygu-durumu ya da buna kendini koşullandırması yahut rol yapımı içsel bir psikolojik süreci dışarıda tutamaz.

 

İşte kilise ve genelev ortak bir eklemi yönetir; yaptıkları ruh-beden olarak yaşamı sakatlamaktır; tanrının ya da kendisinde tecelli eden bir papazın ya da parasını ödeyen bir insanın yörüngesinde.

 

Kilise ve genel-ev arasındaki bağlamda ruh ve beden biçiminde iki ayrı töz olarak ele alınan bu ikiliği birleştirme girişimini görürüz. Rahibenin kiliseden yol alarak kapısında İsa figürü olan genel-eve gelerek tanrı aşkına kapının açılmasını istemesi bunu imler. Ancak bu girişim başarısızlığa mahkumdur.


Baş rahibenin kendisinin manastıra ait olduğunu ve rahibeye beden için endişelenmemesi gerektiğini söylediğinde bunun baştan belli olduğunu ortaya koyar. Ayrıca genel-ev patroniçesinin rahibeye 'bedenini korumak istiyorsun değil mi?' diye sormasında bedenin kendi için bağımsız bir bağlamda yol aldığı vurgusu yatar. Patroniçenin rahibeyi içeri alması bu anlamda bir inançtır. Fahişeler kardinal ve papadan daha inançlı olduklarını söylediklerinde bunu belirtirler.


Ruhu temsil eden rahibe bedeni temsil eden bağlamda kendine yer edinemez. Girişim, üstünde pederi bulmasıyla sonuçlanır. Bunun anlamı ruhun ruh olarak kendinde kapalı kalmasıdır; ikilik devam eder ta ki devrim bu ikiliği ortadan kaldırıp ruh-beden olarak akana dek. İşte 'kadın militanlar' bu girişimin sahteliğinde ortaya çıkarlar. Onlar için kendi çizdikleri yolda fahişe (beden) ya da rahibe (ruh) bir anlam ifade etmez. Rahibenin ve fahişelerin "Tanrı yok, ülke yok, hükümdar yok." tutkusunu anlamalarını sağlayarak yollarına birlikte devam ederler. Bu noktada rahibenin (ruh) ve fahişelerin (beden) eve gidişlerini yani anarşiye (ruh-beden) yol alışlarını ifade edebiliriz.

 

Bir başka nokta da inanç ve seks fenomenlerinin ekonomi-politik dolayımı, seks ve inancın birer meta olarak gerçekleştirilmesi , alınıp satılması ve seks ve inanç işçileri gibi kavramlarla bu ekonomik dolayımın kabulüne varan tuzak karşı-çıkışlıktır.

 

Seks ve inancın insandan koparılarak, -ruh-bedenin ayrıştırılarak- dışarıdan elde edilecek bir "ihtiyaç nesnesi" gibi tuzak dolayımlarla ekonomik olarak insan hayatını şekillendirmesi karşısında karşı-duruşa geçmeden bu durumu onaylayarak yani bir ihtiyaç ve nesne dolayımını kabul ederek seks ve inancın bir duygu-durum bağlamı olarak değil de -yabancıl bir biçimde- elde ederek giderilmesi seks ve inancın, içeriden, yürekten yaşanabileceğini yoksamaktır.

 

Seks bir iş, emek değildir. Emek, iş kavramı ekonomik bir dolayımla sarar. "Seks işçisi" gibi bir kavram saçmadır; tahakküm ürünüdür. Seks karşılıklı bir ilişki durumunun "bir yönüyle" ifade edilmesidir. Ekonomik bir bağlamda ifade edilemez, edilmesi tahakkümü kabul etmektir. İnanç bir iş durumu haline getirilemez, aksi bir ekonomik işlem olur ve ikisi bir araya gelemez. İnanç işçisi gibi bir kavram saçmadır; tahakküm ürünüdür.

 

Yansımaların birinde rahibelerin hayatlarını ellerine verilen parayla kurtarmalarının istenmesi o dehşet içerisinde bile paranın bir itici güç olarak yerleştirilmesini gözeterek insanlara olan inancın yerini tanrının ve onun ölçüsünü koşullandıran paranın almasını gösterir. Tanrı insana karşıt olarak yaratılmıştır ve insanın karşısında kendisinden güç dilenilecek bir bağlam olarak koşullandırılmıştır. İnsanlara olan inancın ve onlarla olan yaşama gücünün yerine korku bağlamını yerleştiren ve buna bağlı olarak giderilmesi gereken somut bir durum halini alır. Tanrıya inancın bu anlamda insanlararası-bağı uyuşturucu etkisi ortadadır. Rahibeler ellerindeki paralarla koşuşturmaya başlarlar kimi avucunda ne kadar olduğunu sayarak...

 

Bu bağlamda bir militan, rahibeye evine gitmesi için verilmiş paranın konumunu deşifre ederek biz evimize bunlar olmadan gidiyoruz biçiminde vurgulama yapar; devrim, gücünü insanlardan alır. Bu, özgürlüğe tutkulu insanlar tarafından tanrının hükümranlığının sadece sembolik olarak değil de insanların kafalarından da yok edilmesinin, özel mülkiyetin, paranın ortadan kaldırılmasının bir ifadesi olarak rahibenin köylülerden parasız patates alabiliyor olmasıdır, kendi ağzından duyduğumuz gibi çevresindeki insanlara ve bu yaşayışa olan aşkıdır ve biliyoruz ki devrim dışında hiç kimse onu dudaklarından öpmeyecekti. Bu insanın kendine dönüşüdür.

 

İnsanlar artık kimsenin önünde eğilmeyecek, yoldaşlar olarak tahakkümün yokoluşlarına katkıda bulunacak ve ayakları üzerinde tahakküm sembollerinin yanışını izleyebileceklerdir.

 

Maria'nın Floren'in verdiği kitaplarda okuduğu Bakunin ve Kropotkin metinlerini, özümsediği inanç öğeleri içinden damıtarak, yaşayarak örneklemesi, metinleri elinde sadece birer metin olarak tutmadığının onları anlayarak benimsemesinin göstergesidir. İnsanlara, yaşama olan inancını kendi üzerinde kazanarak özümsediği değerlere tutkuyla bağlanması ve okuduklarının gerçekten anlamlarının var-olduğu düzlemde yaşanılır kılması ve bunun için gösterdiği çaba yüreklendiricidir.

 

Dünyayı yaşanabilir kılmak adına ölümü karşılarına alarak düşman barikatını aşmak için tank kullanmak ya da ateş altındayken bir çorba dolusu tencereyi almak; içlerindeki devrim inancının kutsallığının açık ifadeleridir ki içlerindeki inanç ve aralarındaki bu bağ hiç eksilmeyecek; devrime varacak saatleri hiç durmayacak...

 

İçlerinde kanaatlerine güvenilen, haklılık payı görülen kişilere inisiyatif vermek ve bunun yanında kanaatin yanlış olduğu düşünüldüğünde de karşı çıkıp düşünülen doğruluk dolayısıyla yola koyulmak birarada yaşamın anti-otoriter dolayımını sergiler; tıpkı 'Özgür Kadın' militanlarının kendi düşünceleri doğrultusunda yürümeye karar vermeleri ve bunun geçerliliğine saygı duyma bağında olduğu gibi...

 


Sinan Praksis

Kadıköy Underground Poetix 3

 
< Önceki