"Günümüz Şiiri"nden Bir Kesit ve Notlar Yazdır

Dizelerde insan ve nesne arasındaki etkileşim sürecinde, nesnenin insanda uyandırdığı işlevsel kalıntının duygulanımın yerini alması işlenerek ortaya nesneleşmiş bir dolayım çıkarılıyor ki üretim-tüketim ekseni dolayısıyla meta fetişizminin izlerini yansıtıyor. Şeyleşme, dizelerdeki nesneler ve içinde taşıdıkları spekülatif imin okurun duygulanım/arzu bağını ele geçirmesi ve kendi imgelemini empoze etmesi anlamına gelir ve dizelerde nesnelerarası'ndan akan bu psikekonomik akt, okurlararasılık üzre yabancılaşma durumunu imler ki, arzunun nesnesine tabi kılınması ve yaratılan nesneselliğin okurlarda karşılık bulan duygulanımlarının sahte arzular üretmesine/arzuyu saptırmasına yol açarak -nesneler/metalar namına- araçsallaşmış bir şiir dünyası bırakır.

 

Şiir dünyasına göz atarsak:

 

"... / o masum dürtü / yorgun jilet kesikleri imparatoru / marihuananın solgun güzel kuğuları / cevap olun plastik ışığa; /
 Ah cılız asya, yazık sen de onlardansın!"
 'Küçük İskender, İskenderi Ben Öldürmedim, on iki eylül bağırsağı'

 

Şu jilet kesiği klasiğinin şairdeki duygulanım bağı bir yana, böyle bir tamlamanın popüler/geri dönüşümlü bir yönü var; özellikle şairin yankısını bulduğu kitlenin bu tür bunalım dışavurum öbeklerini sürekli yuttuğu/içine aldığı düşünülürse, kültür endüstrisinin dolayımdaki payının önemli bir işgal alanını oluşturduğunu düşünmemek için hiçbir neden yoktur. Yine "marihuana" kavramı bu kitlenin psikolojik izleğini, gündelik hayat ilişkilerindeki durumlarının ve algılarının bir tablosunu çizer ki dizelerdeki bu yakınlık bağı (bir yönüyle de imgelem: halüsinasyonvari kolaj ) dolayısıyla beğeni, bu nesnenin beden-ruh'ta ortaya çıkardığı hissi-oluş'la kenetlenerek geri beslem verir. Yine bir meta olarak plastiğin dizedeki ışıksal konumu (kolaj tekniği dolayısıyla şiir'in resim sanatına yaklaşımı olarak da ayrı bir tartışma konusu düşünülebilir) 'aykırı imge' , 'aykırı şiir' postülasını karşımıza çıkarıyor. İmgelem sıçrayışı bağıyla aykırı olarak nitelendirilebilecek olan bu tavır 'devrimci imge, şiir' olarak da lanse ediliyor. Oysa bu iki farklı kavramın birbiri yerine kullanılabilirliğine son derece dikkat etmekte fayda var ki bu nüansta yer alan uçuruma düşülebilir. Yaratılan aykırılığın anlam bağlamında bir dönüştürücülüğünün olmaması (kültür endüstrisi ilişkileri) bu nüansın geçerliliğine gebe kalacaktır.

 

"yürek yasasını 12 eşit taksitle / hizmete sunmaktan şeref duyabil / diye bu borcu sana takıyorum / eskiden senet şimdi kefil / bu yiğitliğin çetinceviz tahlili / çoluk çocuk ağa kardaş / giydircez hepinizi"
 'Serkan Işın, b0nus, Sayfa 16'

 

Şiirde duygulanımın pazar/piyasa ilişkileri ritüeliyle kaynaştırılması, tersten şeyleştirme güdümü göze çarpıyor. Sanılabileceği gibi şeyleşmeye ve şiirin konusu üzre borçlandırma mantığına dinamit babında bir karşı-tavır sergilenmiyor;  bu durum ironi yoluyla geçiştirilemez. Duygulanımın pazar/piyasa ilişkileri üzerinden kullanım ve değişim-değeri göstereni yoluyla kendini sunması, ilişkisellik ortaya koyması, onun nesneleşme kıskacına sokulması anlamına gelir ve duygulanım bağı bu kıskaçta tahribe uğrayarak özündeki -süreğen- şeyleşme izleğinin yolunu sürdürmüş olur. Dizelerde imgelem dolayısıyla: pazar/piyasa ilişkileri işlevlerinin empoze ettiği pragma, absürde olan yersiz heyecanın yarattığı yapay kurguyla kenetlenerek, yabancılaşan şiir dünyası nedeniyle şeyleşmeyi korur.

 

"... / kırmızı bir rujla altını çizmişsin bir dizenin,düş işte. / kırmızı bir rujun varmış gibiydi zaten / dudakların / ..."
 'Altay Öktem, Herşey: Oda, Kırbaç, Ayna'dan EK III: DÜŞLER'

 

Ruj objesinin kullanım ve değişim değerinin tüketim toplumuna içkin bağı üzerine dolayımı dizelerde, dudağın başka-laşıma -ruj kimyasalı nedeniyle- uğraması (kültür endüstrisi taktiği olarak modern-kadın imajı/ikonu'na katkı) ve kırmızı rujlu olmasının özel-belirleyici karşılanışı, dudakların doğal tavır ve duygulandırımını baltalayarak başka-laşımın kendi imini geçirmesi durumu - karşılıklı-direkt - yabancılaşmaya güzel bir örnektir. Ruj'un transandantal/değişim değeri dudaklardan bilince akarak yeniden-imgeleme/arzulatma simülasyonu eklemini başarıyla yerine getirip süreğen (sahte) ihitiyaç olarak sektörel alanı devam ettirmiş olur.

 

"Duino harebelerinde bir gölge, ay / ve nesnesi olmayan bir melankoli... / Yitik şeyleri içselleştirmek... İçimizde / hareket eden akıl, Mobius dönüşleri, dönüşümleri... / Yeni bir melankolinin gizli imleri... delta günleri... / ..."
 'Lale Müldür, Delta Günleri'

 

Nihilist bir arketip olarak adeta 'çağımızın felsefesi' gibi ironik anlamla: 'melankolizm'; nesnesini yitirmiş bir sahte duygulanım izleğinde şeyleşmişliğin çarpıtılarak içselleştirilmesi yoluyla 'kendiliğin' yoksanması,  'sözde' ihtiyaçların karşılanmaması anlamında gizil bir hınç dolayımının kutsanması ile beraber çilecilik konsepti işlenerek sanat dünyası aracılığıyla hem bir sektör alanı olarak hem de yabancılaşmanın içkin kabul edilişinin yedirilmesi bağı olarak meta-fetişist otomasyon sağlanmış olur.

 

 "... / Kundakçı laser yakıyor jeneriği / Şairler gibi sözcüklere tapıyoruz bu dilsiz dünyada / anlam ve kelimelerin içinde bulunduğu koma / prova ediyor başka yüzyılların aynalarında / ..."
 'Murathan Mungan, BİS'

 

Şüphesiz gösterge/simge/sembol/imge vs. kendi dolayımına içkin dil öbekleridir. Bu anlamda gündelik ilişkilerimiz etrafında şekillenen ve bu ilişkileri saran psikekonomik duyarga-makine kendi kodladığı dilin ağını örer ve buna uyum için bağlam diretir. Dolayısıyla 'anlam'ın pazar'da karşılık bulabildiği/meta-değer barındırdığı ölçüde kendini idame ettirebildiğini kavradığımızda; dünyamızda anlamsız kıldığımız/kılınan spontan ilişkiler ve nesnelerin toplumsal fayda oranında işlevselliği gibi fikirlerin/durumların gözardı edildiğini görürüz. Tıpkı bir CV'nin (gösterge) bir iletişim/anlam/değer/duygu taşıdığı atfı gibi. Bu dildeki im'ler tekno-endüstriyel/kapitalist öncesi ve "radikal praksis(yan)" kültürün 'anlam öbeğini" sindirip/devre dışı bırakıp 'kendi anlam öbeği'ni edimselleştirir. Dolayısıyla 'anlamın' konuma göre değişen bir seyirde sakatlanmış olarak kendini göstermesi kaçınılmaz gibi. Dizelerde anlamın içinde bulunduğu bu 'koma', "Kundakçı laser yakıyor jeneriği" örneği ile örtüştürülebilir. Çünkü tekno-endüstriyel sistemin bir alanını oluşturmakla kalmayıp objelerin işlevinin dışında absürd bir hezeyansal-heyecan da yaşatabiliyor olmaklığıyla bu manayı hak ediyor.


...

 

Şiirlerden örnekler çoğaltılabilir ve 'yorum' bu yaklaşım-aralığında birbirleri üzerine/arasında bağ kurarak bir de böyle bir "şiir" dünyasını koyar şairlerin önüne!..

 

Sinan Praksis

Bireylikler 16

 
< Önceki   Sonraki >